Pazar, 6 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Türkiye ve PKK: Barış mı Şekilleniyor?

11 Temmuz 2026'da Diyarbakır'da, Türk hükümeti ile PKK arasındaki barış sürecine adanmış bir konferans düzenlendi. Tartışmaların odağında İrlanda, İspanya ve Kolombiya gibi ülkelerin deneyimleri yer aldı. Konferans, PKK'nın 40 yılı aşkın süren çatışmanın ardından silah bırakmasının tam bir yıl sonrasına denk geldi. Konferansa öncülük eden Türk insan hakları kuruluşu IHG'nin başkanı Cihan Aydın, planlanan yasal çerçeveler aracılığıyla PKK üyelerinden siyasi tutukluları ve diasporadaki Kürtleri kapsayan herkese yönelik bir çözüm bulunması gerektiğini savunuyor. 1999'dan bu yana cezaevinde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan'ın geleceğinin de karara bağlanması gerekiyor. Öcalan: Devlet düşmanından kilit isme Bugün 77 yaşında olan Abdullah Öcalan, on yıllar boyunca Türkiye'de öncelikle bir terörist olarak nitelendirildi. Bugün ise barış sürecinin merkezi bir figürü konumunda. Şubat 2025'te cezaevinden PKK'ya silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısında bulundu. Örgüt bu çağrıya uydu; Temmuz 2025'te üst düzey üyelerden oluşan bir grup silahlarını sembolik olarak yaktı. Bunun ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi, aralarında insan hakları savunucuları, asker yakınları, gaziler ve tutukluların da bulunduğu yaklaşık 140 siyasetçi ve sivil toplum temsilcisinden oluşan bir komisyon kurdu. Hükümet şu anda bu komisyonun nihai raporunu esas alarak sürecin yasal çerçevesini hazırlıyor. Kürt tarafı ise bunlara ek olarak terörle mücadele ve ceza mevzuatında değişiklik yapılmasını, Öcalan ile diğer siyasi tutukluların serbest bırakılmasını ve görevden alınan çok sayıda Kürt belediye başkanı için çözüm üretilmesini talep ediyor. Hükümet ise şimdiye kadar Öcalan'ın cezaevi koşullarının iyileştirilmesi ya da silahlı çatışmalara katılan savaşanlar konusunda somut bir taahhütte bulunmadı; önce PKK'nın tamamen silahsızlandırılması ve feshedilmesi gerektiğini öne sürüyor. Bununla birlikte iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) söylemi bu arada daha ılımlı bir hal aldı. Alman Friedrich Naumann Vakfı'nın İstanbul bürosu direktörü Aret Demirci, şimdiye kadarki gelişmeleri 'temkinli olumlu' olarak değerlendiriyor. Yalnızca bir yıl önce PKK'nın kendini feshedeceğini ilan edip silahları yakarak açık bir sinyal vereceği hiç öngörülmezdi. 'Sadece bu bile tarihi bir dönüm noktasıdır. Önceki barış girişimlerinin aksine bu süreç henüz erken aşamada çökmedi' diyen Demirci, elde edilen ilerlemenin abartılmaması gerektiği uyarısında da bulunuyor. Şimdiye kadar merkezi siyasi meseleler neredeyse hiç ele alınmadı. Türk hükümeti PKK'nın önce tam olarak silahsızlandırılmasında ısrar ederken Kürt tarafı süreç boyunca siyasi ve hukuki güvenceler bekliyor. 'Tarafların bu farklı beklentileri önümüzdeki aylarda en büyük güçlük olmaya devam edecek.' PKK liderliğinde de iyimserlik var Öcalan da sürece katkı koymaya istekli görünüyor. Pazartesi günü yaptığı güncel açıklamada diyalog sürecini tarihi bir fırsat olarak nitelendirdi ve dar görüşlülüğün aşılması çağrısında bulundu. 'Geleceğimizi birlikte inşa edelim' dedi. PKK liderliğinde de iyimserlik hakim. Örgütün kurucu üyelerinden Duran Kalkan, bu kez sürecin başarısızlıkla sonuçlanmayacağına dair güvenini yakın zamanda dile getirdi. Barış için itici güç olarak jeopolitik baskı Pek çok gözlemci bu değerlendirmeyi paylaşıyor. Son yıllarda Orta Doğu'daki pek çok çatışma keskinleşti: İsrail ile Hamas ve Hizbullah arasındaki savaş, ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimler ile Suriye'deki siyasi dönüşümler tüm bölgeyi etkiledi. Demirci, bu jeopolitik dönüşümlerin mevcut diyalog ilerlемesinin en önemli nedenleri arasında yer aldığını düşünüyor. On yıl önceki başarısız müzakerelerin aksine Türkiye'nin bugünkü güvenlik durumu köklü biçimde farklı. Suriye bu noktada kilit rol oynuyor. Kendi ülkesindeki Kürtlerle istikrarlı ilişkiler, Ankara'ya hem Suriye'deki hem de Kuzey Irak'taki Kürtlere yönelik dış politikada daha geniş bir hareket alanı sağlayacak. Bu gelişmeler PKK'nın ve bölgedeki uzantılarının hareket koşullarını da değiştirdi. Ankara'da PKK üyelerinin İranlı Kürt milislere katılabileceğine dair kaygılar giderek artıyor. Demirci'ye göre sürecin kalıcı başarısı yalnızca şiddetin sona ermesine bağlı değil. Demokratik reformlar, hukukun üstünlüğü ve Kürt meselesi bağlamında siyasi bir diyalog doğurup doğurmayacağı belirleyici olacak. Muhalif tutuklamalar, belediye başkanlarının görevden alınması ve siyasi alandaki kısıtlamalar sürdükçe silahlı çatışmanın bitmesinin ardından gerçek anlamda kapsamlı bir toplumsal barışın yerleşip yerleşmeyeceği sorusu yanıtsız kalmaya devam ediyor. 'İşte bu muğlaklık şu anda Türkiye'deki tartışmayı belirleyen temel unsur; bu süreci hem tarihi açıdan önemli hem de son derece kırılgan kılıyor.' Yetersiz şeffaflık da sorunlu olmayı sürdürüyor. 'Gerçekte hangi anlaşmaların yapıldığına ve hangi adımların izleyeceğine dair kamuoyunun bilgisi neredeyse yok. Bu durum toplumsal güvenin inşasının önünde bir engel oluşturuyor.' Yazar: Elmaz Topçu
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: fakti.bg · 23.07.2026 03:00:00 · Orijinal habere git →