Pazar, 6 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

ABD Kongresi, Türkiye'nin F-35 programına dönüşüne izin verilmesi konusunda bölündü

Beyaz Saray Ankara ile daha yakın çalışma isteğini dile getirirken, Kongre'nin bazı üyeleri Türkiye'nin savaş uçağı programına yeniden dahil edilmesine yönelik planlara ilişkin kaygılarını dile getirdi. Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına dönme ihtimali Washington'da yeni bir cephe açtı; Yunan-Amerikan lobisi ve Kongre üyeleri, Ankara'ya ABD savaş uçaklarının satışının önündeki mevcut yasal engelleri korumaya çalışıyor. Konu, ABD Cumhurbaşkanı Donald Trump'ın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yeniden gündeme geldi; ancak ABD yönetimi Türkiye'nin programa yeniden katılımına ilişkin henüz resmi bir karar almadı. Atina, silahlanma konusundaki kararların her ülkenin egemenlik hakkı olduğunu ve ABD kararları üzerinde veto yetkisine sahip olmadığını kabul ediyor. Bununla birlikte, müttefikleriyle bölgenin istikrarı açısından kritik gördüğü güvenlik konularını gündeme taşıma hem hakkına hem de yükümlülüğüne sahip olduğuna inanıyor. Atina'daki yetkililer, Türkiye'nin bir NATO müttefiki olmaya devam ettiğinin altını çizerken, Yunan-Türk ilişkilerinde hâlâ çözüme kavuşturulamamış sorunların varlığına dikkat çekiyor. Bu sorunlar arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1995'te aldığı savaş gerekçesinin hâlâ yürürlükte olması, Yunanistan'ın egemenlik haklarına yönelik itirazlar ile Ege ve Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıklar sayılıyor. Bu nedenle Yunanistan, gelişmiş silah sistemlerinin satışına ilişkin kararların, söz konusu sistemlerin İttifak'ın başka bir üye devletine karşı kullanılamayacağına dair açık güvence ve teminatlarla birlikte gelmesini talep ediyor. Ancak tartışma çoktan Kongre'ye taşındı. Kısıtlamaların korunmasını savunan isimler, Türkiye'nin 2019'da F-35 programından çıkarılmasının yalnızca siyasi bir karar olmadığını, bunun doğrudan Rusya yapımı S-400 sisteminin satın alınmasıyla bağlantılı olduğunu hatırlatıyor. Dina Titus'un mektubu ve Kongre'deki girişimler Olası bir politika değişikliğine karşı ilk kamuoyu hamlesi, Nevada'lı Demokrat Kongre üyesi Dina Titus'tan geldi. Titus, Temsilciler Meclisi liderliğine gönderilen bir mektuba 18 üyenin imzasını topladı. Yasa koyucular, mevcut ABD mevzuatına uyulacağına dair güvence verilmesini ve yönetimin Türkiye'nin programa dönüşünü hayata geçirmeye kalkışması durumunda Kongre'nin müdahaleye hazır bulunmasını talep ediyor. Hellenik Amerikan Liderlik Konseyi'nin (HALC) Kamu İlişkileri Direktörü Thanos Davelis'in açıkladığı üzere bu mektup, Kongre'deki ilk örgütlü tepkiyi oluşturuyor. "Dina Titus, ağırlıklı olarak Demokrat olan çeşitli temsilcileri bir araya getirdi; toplam 18 kişi, Başkan Trump'ın F-35 konusunda atacağı olası adımları engellemek için harekete geçmeye hazır olduklarını Meclis liderliğine mektupla bildirdi" dedi Davelis. Ancak Davelis, Cumhuriyetçiler arasındaki tablonun farklı olduğuna dikkat çekiyor. Cumhuriyetçilerin pek çoğu da olası bir satışa temkinli yaklaşıyor olsa da daha ihtiyatlı bir tutumu tercih ediyor. "Cumhuriyetçiler içeride hareket ediyor gibi görünüyor. İsimlerini bu mektuba koymak istemiyorlar ve çeşitli bağlantılarını kullanarak Trump yönetimini içeriden ikna etmeye çalışıyorlar" diyor Davelis. Satışa karşı yasal 'duvar' Türkiye'nin F-35 programına dönüşüne karşı çıkanların temel argümanı, Kongre'nin kendi eliyle getirdiği belirli yasal kısıtlamaların varlığına dayanıyor. Türkiye'nin Rusya'dan S-400 satın alması, ABD'de Rusya savunma ekipmanlarının büyük alıcılarına yaptırım öngören CAATSA yasasının uygulamaya girmesine yol açtı. Öte yandan ABD savunma bütçeleri aracılığıyla, Türkiye'nin F-35 programına dönüşünü S-400'lerin elden çıkarılması koşuluna bağlayan özel hükümler de getirildi. "Mesele Başkan Trump'ın ilk döneminde başladı. Temsilciler Meclisi ve Senato, yalnızca Türkiye'yi değil, Rusya gibi devletlerden savunma sistemi satın alan ülkelere ABD hükümetinin yaptırım uygulamasına olanak tanıyan CAATSA yasasını kabul etti" diye açıklıyor Davelis. Ankara'nın S-400 kararının ardından ABD Kongresi'nin ek yasal önlemlere başvurduğuna da dikkat çeken Davelis şöyle devam ediyor: "Türkiye S-400'lere sahip olduğu sürece F-35'lerin Türkiye'ye gidemeyeceğini özünde belirleyen iki ayrı mevzuat bulunuyor." 'Sahip olma' ifadesinin kritik yorumu Washington'da inceleme altındaki temel meselelerden biri, 'sahip olma' ifadesinin nasıl yorumlanacağıyla ilgili. ABD yasaları, S-400'lerin yalnızca kullanılması veya aktive edilmesine değil, Türkiye'nin Rus sistemine sahip olmaya devam edip etmediğine de atıfta bulunuyor. Bu nedenle tartışılan senaryolardan biri, bu yasal engelin artık geçerli olmadığı gerekçesiyle S-400'lerin Türkiye'nin kontrolünden çıkarılması ya da üçüncü bir ülkeye devredilmesi. Hukuki boyutun ötesinde, ABD tarafındaki asıl kaygı F-35 teknolojisinin korunmasına ilişkin. Washington, Rus yapımı S-400 sisteminin ABD'nin beşinci nesil savaş uçağıyla aynı ortamda işletilmesinin, uçağın gizlilik özellikleri, elektronik sistemleri ve operasyonel kabiliyetlerine dair kritik verilerin ele geçirilmesine zemin hazırlayabileceğinden endişe ediyor. "S-400'lerin, F-35'lere ilişkin ABD sırlarını oluşturan çeşitli bilgileri kaydedip ele geçirme ve ardından bu bilgileri Rusya'ya iletme riski var" diye vurguluyor Davelis. Bu durum, 2007'den bu yana ortak üretici ülke sıfatıyla programın içinde yer alan Türkiye'nin 2019'da programdan çıkarılmasının da temel gerekçesiydi. Yunan-Amerikan lobisinin sonraki adımları Lobi faaliyeti yalnızca Yunan-Amerikalılarla sınırlı değil. Davelis'e göre Washington'da Amerikan Yahudi topluluğunu temsil eden kuruluşlar da dahil olmak üzere başka örgütler de bu süreçte yer alıyor. "Amerikalı Yahudiler, güçlü bir siyasi ses olmayı sürdürüyor. İyi örgütlenmiş durumdalar ve F-35 meselesinde Washington'da benzer bir çizgide hareket ediyorlar" diyor Davelis. HALC, Kongre üyeleri, hükümet yetkilileri ve düşünce kuruluşlarıyla temaslarını sürdürmeye de devam ediyor. Davanın nihai sonucu; Beyaz Saray'ın Ankara ile yeniden yakınlaşma isteği ile S-400'lerin elde bulundurulmasına ilişkin katı bir yasal çerçeve oluşturmuş olan Kongre'nin tutumu arasındaki dengeye bağlı olacak. Davelis'in öngörüsü şu: "Kongre yeterince harekete geçerse bir takım sonuçlar alabiliriz."
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: Euronews · 13.07.2026 15:25:24 · Orijinal habere git →