Pazar, 6 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye'ye Osman Kavala'yı En Kısa Sürede Serbest Bırakma Emri Verdi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Osman Kavala'ya verilen müebbet hapis cezasını "geçersiz ve hükümsüz" sayarak Türkiye'nin Kavala'yı "en kısa sürede" serbest bırakmasına hükmetti. Mahkeme ayrıca Türkiye'nin, "hükümeti devirmeye teşebbüs" suçundan mahkûm edilen hayırsever ve yayıncı Osman Kavala'ya 110.000 euroyu aşan bir tazminat ödemesine de karar verdi. Türkiye'de sivil toplumun baskı ve zulme uğramasının simgesi haline gelen Osman Kavala, Ekim 2017'de tutuklanarak İstanbul'daki Silivri yüksek güvenlikli cezaevine konuldu. Kavala başlangıçta, o dönemde başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan hükümetine karşı 2013 yılında düzenlenen protestolara destek verdiği gerekçesiyle yargılandı. Türk makamları daha sonra hakkında çok sayıda suçlama daha yöneltti. Kavala ise tüm suçlamaları reddetti. Yeni suçlamalar bulundu AİHM'in ilk tahliye kararının ardından Osman Kavala 2020 yılında beraat etti; ancak hemen ardından yeni suçlamalarla yeniden tutuklandı ve 2022'de müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Türkiye, Osman Kavala'nın ifade özgürlüğünü, toplanma özgürlüğünü, özgürlük hakkını ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkûm edildi. Türkiye aynı zamanda insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele nedeniyle de mahkûm edildi. "Ağır ihlaller" Strasbourg'daki Mahkeme'nin 15'e karşı 2 oyla aldığı kararında, Osman Kavala'nın yargılanması, tutukluluğu ve mahkûmiyetinin "esas itibarıyla açıkça dile getirilmemiş bir amaçla yönlendirildiği" belirtildi: "Bu amaç, bir yanda Kavala'nın Gezi Parkı protestolarındaki rolü ile insan hakları savunucusu olarak açıkladığı görüşler nedeniyle cezalandırılması, öte yanda ise susturulmasıdır." Kavala'ya yönelik yargılama sürecindeki "ağır ihlallere" dikkat çeken Mahkeme, Ankara'nın önceki kararlarına rağmen Kavala'yı serbest bırakmayı reddetmesinin "yalnızca vatandaşların ve toplumun hukuk devletine olan güvenini sarstığını değil, aynı zamanda anayasal düzeni de zedelediğini" vurguladı. "Mevcut davada tespit edilen eksiklikler, başvurucunun davasının incelendiği hukuki çerçevede köklü bir dönüşüme yol açmaktadır. Bütünüyle değerlendirildiğinde, bu işlev bozuklukları başvurucunun adil yargılanma hakkının özünü temelden zedelemiştir." ethnosgr.gr
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: e-thessalia.gr · 25.08.2026 22:30:00 · Orijinal habere git →