Pazartesi, 5 Ekim 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Riyad'da kritik zirve: Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, Husi tırmanması ve 'Mekke Anlaşması'nın geleceğini ele alıyor

Riyad'da kritik zirve: Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, Husi tırmanması ve 'Mekke Anlaşması'nın geleceğini ele alıyor El-Müstakile / Pazartesi günü gözler Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a çevrildi. Mekke Ortak Savunma Anlaşması bünyesinde kurulan Siyasi ve Stratejik Savunma Komitesi, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'dan üst düzey yetkililerin katılımıyla bir araya geldi. Toplantı, Yemen'deki askeri tırmanmanın hız kazandığı ve Husi dosyasının yeniden bölgesel güvenlik hesaplarının merkezine oturduğu bir döneme denk geldi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı Pazar günü yaptığı açıklamada, 5 Ekim 2026 tarihli toplantının bölgedeki son gelişmeleri ele alacağını ve üçlü ittifakın daha kurumsal bir güvenlik-savunma çerçevesine dönüştürülmesi yönündeki çalışmaların değerlendirileceğini doğruladı. Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu'nun toplantıya iştirak etmesi öngörüldü; Suudi ve Pakistanlı yetkililer de hazır bulundu. Toplantı, geçen Ağustos ayında ortak savunma iş birliği çerçevesi olarak ilan edilen Mekke Anlaşması'nı geliştirmeye yönelik üç ülke arasındaki yoğun diplomatik temasların ardından gerçekleşti. Türkiye, daha önce anlaşmanın bölgesel güvenlik ve iş birliği için yeni bir yapı kurmayı hedeflediğini ve ileride başka ülkelerin de katılımına kapı açık olduğunu vurgulamıştı. Ancak bu kez Riyad toplantısı çok daha hassas koşullarda toplandı. Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Pazar günü Husi grubuna karşı kapsamlı askeri operasyonlar başlatıldığını duyurarak grubun kontrolündeki bölgeleri geri alma ve uluslararası alanda tanınan hükümetin otoritesini tüm Yemen topraklarında tesis etme hedefini açıkladı. Grup, yıllardır başkent Sana dahil ülkenin büyük bölümünü elinde bulunduruyor; Bab'ül Mendep Boğazı çevresindeki son gelişmeler ve füze ile insansız hava aracı saldırıları ise bölgesel gerginliği belirgin biçimde tırmandırdı. Bu süreçle eş zamanlı olarak Husi saldırıları Suudi Arabistan'daki hedeflere yönelik de yoğunlaştı. Grup, 3 Ekim'de Riyad'daki bir Aramco tesisine füze ve insansız hava aracıyla saldırı düzenlediğini açıkladı; ancak Suudi tarafı açıklanan hasarın boyutuna ilişkin resmi bir doğrulama yapmadı. Öte yandan çeşitli raporlar, Suudi Arabistan'ın Yemen'in stratejik bölgelerini, özellikle Kızıldeniz ve Bab'ül Mendep'e yakın geçitleri geri almaya yönelik kapsamlı Yemenli askeri hareketleri desteklediğine işaret ediyor. Türkiye ve Pakistan'ın askeri ve danışmanlık desteği sağladığı belirtilirken, iki ülkenin çatışma operasyonlarına doğrudan katıldığına dair henüz teyit edilmiş bir gösterge bulunmuyor. Riyad görüşmelerinde siyasi sürecin de önemli bir yer tutması bekleniyor. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Cuma günü İran'ın Husilerle siyasi diyalog kurulmasını tırmanmanın önüne geçilebilecek bir seçenek olarak masaya getirdiğini açıkladı ve bu önerinin Mekke Anlaşması üyeleri arasında güvenlik ve askeri seçeneklerle birlikte tartışmaya sunulacağını belirtti. Reuters'ın aktardığına göre İran'ın önerisi, hazır bir anlaşma paketi değil siyasi bir teklirf olarak sunuldu. Böylece Riyad toplantısı, iki paralel gündemle karşı karşıya kalıyor: Birincisi, Husi saldırıları ve Yemen'deki gelişmeler karşısında Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki savunma ve askeri koordinasyonun güçlendirilmesi; ikincisi ise çatışmanın daha geniş bir bölgesel alana yayılmasını engelleyecek siyasi bir pencere açılıp açılamayacağının sınanması. Toplantı, üç ülkenin Mekke Anlaşması'nın pratik işlevini tanımlamaya çalıştığı bir evrede gerçekleşmesi bakımından ayrıca önem taşıyor: Anlaşmanın yalnızca bir danışma ve savunma koordinasyon çerçevesi olarak mı kalacağı, yoksa üyelerinden herhangi birinin maruz kaldığı tehditlere yanıt vermek için açık mekanizmalara sahip kolektif bir güvenlik sistemine mi dönüşeceği henüz netlik kazanmamış durumda. Pazartesi toplantısının sonuçlarının, ittifakın önümüzdeki dönemdeki yönünü; başta Yemen savaşı ve Husilerle ilişki biçimi olmak üzere Riyad, Ankara ve İslamabad arasındaki askeri koordinasyonun sınırlarını gözler önüne sermesi bekleniyor. Orta Doğu'nun ittifak ağlarını ve güvenlik düzenlemelerini hızla yeniden şekillendirdiği bu dönemde toplantının önemi daha da artıyor.
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: mustaqila.com · 08.09.2026 12:29:52 · Orijinal habere git →

Aynı haberi dünyada 3 kaynak daha yazdı