Pazar, 6 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Muhabir Notu | Türk Seramik Sanatçısından İznik ile Jingdezhen Arasındaki Porselen Bağı

24 Temmuz'da Türkiye'nin İznik ilçesinde, Bursa Uludağ Üniversitesi İznik Meslek Yüksekokulu Seramik Sanatı ve Tasarımı bölümü öğretim görevlisi Muhammed Aras, atölyesinde porselen boyuyor. (Xinhua/Sefer Recepli) Xinhua Ajansı, İstanbul, 26 Temmuz - Muhabir Notu | Türk Seramik Sanatçısından İznik ile Jingdezhen Arasındaki Porselen Bağı Xinhua muhabiri Liu Lei Türkiye'nin küçük ilçesi İznik'te yürürken seramik unsurlarla her adımda karşılaşmak mümkün. Şehir merkezindeki saat kulesinde yelkenli gemilerin tasvirini yapan çini mozaikler göze çarparken sıradan evlerin kapı numaraları bile zarif birer seramik süslemeye dönüşmüş; sokaklarda ise sayısız seramik atölyesi ve dükkân sıralanıyor. İstanbul'un yaklaşık 100 kilometre güneydoğusunda yer alan İznik, köklü bir seramik yapım geleneğine sahip olup Türkiye'nin "porselen başkenti" olarak anılıyor. İznik'in tarihi incelendiğinde bu kadim şehrin Çin mavi-beyaz porseleniyle derin bir bağı olduğu görülüyor. "İznik seramik sanatının doğuşu, özünde Çin porseleniyle ilgilidir" diyor Bursa Uludağ Üniversitesi İznik Meslek Yüksekokulu Seramik Sanatı ve Tasarımı öğretim görevlisi Muhammed Aras. Osmanlı İmparatorluğu döneminde mavi-beyaz porselen Türkiye'ye ulaşarak saray hazinesinin değerli bir parçası hâline geldi. Türk seramik sanatçısı Adil Can Güven'in aktardığına göre Osmanlı sarayı, yerel ustaların Çin mavi-beyaz porselenine benzer seramikler üretmesini istiyordu. Türk ustalar 15. yüzyılın sonlarında mavi-beyaz porselenin kobalt mavisi bezeme ve pişirme tekniklerinden ilham alarak kendi özgün niteliklerini buna kattı ve özgün İznik çini sanatını geliştirdi. "İznik'in erken dönem seramik üretiminde kırmızı hamurlu ürünler ön planda yer alıyordu. Ustalar, Çin mavi-beyaz porselenine benzer ürünler yaratma çabası içinde keşiflerini sürdürdükçe İznik seramiği yavaş yavaş kendine özgü bir sanat anlayışı oluşturdu. Ustalar mavi-beyaz porselen tekniğini temel alıp büyük bir yaratıcılıkla lale, karanfil gibi çiçek motiflerini porselen süslemelerine taşıdı" diyor Aras. 16. yüzyılda İznik altın çağını yaşadı ve seramik sanatında doruk noktasına ulaştı. Bu dönemde üretilen çiniler ve kaplar önemli yapıların süslenmesinde yoğun biçimde kullanıldı; Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Camii'nin duvarları İznik çinileriyle donatıldı. 17. yüzyılda ise siyasi ve toplumsal koşulların yanı sıra mimari talebin değişmesiyle İznik seramik endüstrisi giderek geriledi. Atölyeler kapandı, ustalar dağıldı, geleneksel sanat bir dönem yok olma tehlikesiyle yüz yüze geldi. 21. yüzyılda Türkiye seramik gelişimine yönelik desteklerini artırarak seramik sanatı eğitim kurumları kurdu ve İznik'teki geleneksel seramik endüstrisi yavaş yavaş canlanmaya başladı. Yüzyıllar önce Jingdezhen mavi-beyaz porseleni İznik ustalarının örnek aldığı bir model olmuştu; yüzyıllar sonra İznik, seramikte yeniden doğuş yolculuğunda bir kez daha gözlerini Doğu'ya çevirdi. 2021 yılında İznik ile Jingdezhen kardeş şehir ilişkisi kurdu. Bu tarihten itibaren İznik Belediyesi, Jingdezhen'e defalarca inceleme ve değişim ziyaretleri düzenledi. Jingdezhen Seramik Üniversitesi de çok sayıda Türk üniversitesiyle ortak seramik laboratuvarları kurarak ortak araştırma-geliştirme, sonuçların uygulamaya aktarılması, insan kaynağı yetiştirme ve akademik değişimi tek çatı altında buluşturan yüksek düzeyli uluslararası bir inovasyon platformu oluşturmayı hedefliyor. Son yıllarda Aras ve Güven başta olmak üzere çok sayıda Türk seramik sanatçısı Jingdezhen'i ziyaret etti ya da orada eğitim gördü; Türkiye'nin "porselen başkentinin" geleceğine dair olasılıkları araştırıyorlar. "Jingdezhen sokaklarında yürürken kimseyle konuşmasan bile bunun bir seramik şehri olduğunu hissedebiliyorsun" diyor Aras. 2023 yılında Jingdezhen'i ziyaret eden Aras, bu deneyimin kendisinde derin izler bıraktığını belirtiyor. Aras'a göre Jingdezhen, seramik geleneksel kültürünü geçmişte bırakmak yerine tarihi, eğitimi, müzeleri ve çağdaş sanatı birbiriyle buluşturmuş. 25 Temmuz'da Çin'in aday gösterdiği "Jingdezhen El Yapımı Porselen Mirası" projesi, UNESCO'nun 48. Dünya Mirası Komitesi toplantısında değerlendirilerek Dünya Mirası Listesi'ne alındı. Bu haber Türk seramik sanatçıları arasında geniş yankı uyandırdı. Aras'a göre bu gelişme, Çin'in el yapımı porselen kültürünün ve dünya üzerindeki etkisinin bir kez daha gün yüzüne çıkması anlamına geliyor. "Jingdezhen'in geçmişini ve bugününü, geleneği geleceğe taşıma konusunda ne denli büyük çaba harcadığını görebiliyorsunuz" diyor Aras. 24 Temmuz'da Türkiye'nin İznik ilçesinde, Bursa Uludağ Üniversitesi İznik Meslek Yüksekokulu Seramik Sanatı ve Tasarımı öğretim görevlisi Muhammed Aras atölyesinde porselen boyuyor. (Xinhua/Sefer Recepli) Bu fotoğraf 24 Temmuz'da Türkiye'nin İznik ilçesinde çekilen, Bursa Uludağ Üniversitesi İznik Meslek Yüksekokulu Seramik Sanatı ve Tasarımı öğretim görevlisi Muhammed Aras'ın atölyesindeki seramik eserlerden bir bölümünü gösteriyor. (Xinhua/Sefer Recepli) Bu fotoğraf 24 Temmuz'da çekilen Türkiye'nin İznik ilçesindeki porselen pazarından bir görünümü yansıtıyor. (Xinhua/Sefer Recepli)
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: news.cn · 26.07.2026 03:00:00 · Orijinal habere git →