Perşembe, 24 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Erdoğan'ın Malazgirt söylemi tarihi bir itiraf mı? DNA verileri modern Türklerin büyük çoğunluğunun Orta Asya değil Anadolu kökenli olduğunu gösteriyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Savaşı'nın (1071) yıl dönümü törenlerinde yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: "Malazgirt'ten Sakarya'ya, Anadolu'nun vatan olması için şehit düşenlerin kanını lekelemeden, sevgili milletimizin haklarını sonuna kadar savunacak ve hedeflerimize ulaşmak için tüm gücümüzle çalışacağız." Yunan medyasında bu açıklama, Ankara'nın Anadolu'nun askeri güç ve zorunlu yerleşim yoluyla Türk yurdu hâline getirildiğini fiilen kabul etmesi şeklinde değerlendiriliyor. Selçuklu ve Osmanlı hâkimiyetinin Anadolu'da nasıl kurulduğuna ilişkin akademik tartışmalar, "kolonizatör" (sömürgeci) kavramının tarihsel açıdan uygulanıp uygulanamayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Osmanlı'nın Balkanlar'a yönelik İskân politikası, Türkmen-Yörük topluluklarını Orta Asya ve Anadolu'dan kilit stratejik bölgelere zorunlu olarak yerleştirirken; Sürgün uygulamasıyla Hristiyan nüfuslar iç bölgelere sürüldü. Bununla birlikte akademisyenlerin büyük çoğunluğu, "sömürgeci" nitelendirmesinin anakronistik olacağı görüşünde; zira Osmanlı modeli, merkez ile koloni arasında kesin bir ayrım gözeten Batı sömürgeciliğinden farklı biçimde fethedilen toprakları tek bir siyasi yapıya dahil etti. Tartışmanın en çarpıcı boyutunu ise genetik bilimi oluşturuyor. Geniş kapsamlı DNA araştırmalarına göre modern Türklerin genomunda Orta Asya kökenli (Moğolistan, Türkmenistan) genetik miras yalnızca yüzde 9 ile 15 arasında yer alıyor. Geri kalan yüzde 85-91'lik kesim ise Hititler, Frigyalılar, Lidyalılar, Ermeniler ve Bizans dönemi Rum/Romioi nüfuslarıyla doğrudan genetik süreklilik gösteriyor. Sosyolojide "seçkin hâkimiyeti" olarak tanımlanan bu süreçte, askeri üstünlüğe sahip küçük bir göçebe grubun uyguladığı cizye, toplumsal dışlama ve devşirme gibi baskılar, yerli halkları yüzyıllar içinde din ve dil değiştirmeye zorlayarak fatihlerinin kimliğini benimsemelerine yol açtı. Yunan analize göre Ankara'nın 1071'i bugünkü yayılmacı politikalar için meşruiyet zemini olarak kullanması, "kolonizatör" suçlamasının kapısını kendisinin araladığını ortaya koymaktadır; ancak genetik veriler, kılıcın Anadolu'nun yerli halklarının yerini almadığını, yalnızca onları kendi kökenlerini unutmaya zorladığını göstermektedir.

Bu haberi kısaltarak çevirdik: olayın tamamı burada, gazetenin yazısının tamamı kaynağında.

Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: tanea.gr · 24.09.2026 18:19:04 · Orijinal habere git →