Pazartesi, 14 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Türk futbolu Avrupa'nın yıldızlarını çekiyor: Erdoğan da nüfuz oyununda

34 yaşındaki Mısırlı, Liverpool'daki dokuz yıllık macerasını kulübün tarihindeki üçüncü en iyi golcü olarak noktaladı; 442 maçta 257 gol attı. 6 Ağustos 2026'da Trabzonspor ile iki yıllık sözleşme imzaladı. "Bu transferin gerçekten gerçekleştiğine hâlâ inanamıyorum" dedi İngiliz medyasına konuşan bir Trabzonspor taraftarı. Şaşırmamak elde değil. Türk futbolunda yıllardır geçerli olan kural şuydu: Büyük bir yıldız ülkeye gelirse, büyük ihtimalle İstanbul'un üç devinden birinde, yani Galatasaray, Fenerbahçe ya da Beşiktaş'ta forma giyer. Bu kez farklı oldu. Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan'ın, Mısır Milli Takımı maçını izlerken Salah'ı transfer etme fikriyle kafasının takıldığı ileri sürülüyor. Teknik Direktör Fatih Tekke'ye şunu yazdı: "Hocam, Mohamed Salah'ı ister misin?" Kulüp daha sonra görüşmeleri gizlilik içinde sürdürdü; taraflara aracılık edenlerden birinin ise Trabzonspor'un eski oyuncusu ve Salah'ın milli takım arkadaşı Mısırlı kanat oyuncusu Mahmoud Trezeguet olduğu belirtiliyor. Artık sadece emekli yıldızlar değil Süper Lig, yıllarca büyük kariyerlerinin sonbaharındaki futbolcularla özdeşleşti. İstanbul'da başta Didier Drogba, Wesley Sneijder, Robin van Persie ve Gheorghe Hagi forma giydi. Bugün tablo değişmeye başlıyor. Ağustos ayında Galatasaray, AC Milan'dan 27 yaşındaki Rafael Leão'yu transfer etti. Türk kulübü Portekizli yıldız için 38 milyon euro ödedi; Leão ise sezon başına 10 milyon euro net maaş garantisi içeren dört yıllık sözleşme imzaladı. Beşiktaş'a ise Leandro Trossard geldi. Arsenal, 31 yaşındaki Belçikalı için 18 milyon euro alacak; oyuncu uzatma opsiyonlu üç yıllık sözleşme imzaladı. Salah, Leão ve Trossard, birkaç yıl önce pek olası görünmeyen bir değişimin habercisi. Türkiye artık büyük isimlerin kariyer bitimine iki sezon kala uğradığı bir ülke olmak istemiyor. Hâlâ Avrupa'nın en büyük liglerinde forma giyebilecek oyuncuların peşinde koşuyor. Bu süreçte paranın ağırlığı büyük. Leão, bunun en çarpıcı örneği. Öte yandan Türk kulüpleri, Premier League'in mali gücüyle ölçüşecek düzeyde değil. Aksine ciddi borç yükü altındalar. Ülkenin dört büyük kulübü olan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un Mayıs sonu itibarıyla toplam borcu yaklaşık 85 milyar lira, yani yaklaşık 1,6 milyar euro. Peki transfer çılgınlığının finansmanı nereden geliyor? Paralar yoktan çıkmıyor. Türk futbolunun büyük kulüpleri devasa taraftar tabanına, yüksek stadyum doluluk oranlarına, sponsor gelirlerine ve forma satışlarından elde edilen kaynaklara sahip. Kulüp markalarının değeri de giderek artıyor; bu durum yeni ortaklar ve yatırımcı çekmeyi kolaylaştırıyor. Bir yandan da bazı kulüpler borç yeniden yapılandırmasından yararlanıyor; bu sayede büyük yükümlülüklerin geri ödemesini zaman içine yayabiliyorlar ve hem günlük operasyonlar hem de transferler için kaynak yaratabiliyorlar. Bu önemli, zira Türk futbolu yıllardır mali sürdürülebilirliğin sınırında hareket ediyor. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, yüksek borç yüküyle düzenli olarak mücadele ediyor; harcamaları geçmişte finansal fair play kuralları çerçevesinde UEFA'nın radarına girdi. Bugün kulüpler bir yandan eski borçları azaltmaya, öte yandan gelirleri artırmaya çalışıyor; amaç, daha varlıklı Avrupa ligleriyle transfer pazarında rekabet edebilmek. Erdoğan da nüfuz oyununda Hikaye burada bitmiyor. Türkiye'de futbol, çok önce sıradan bir spor olmanın ötesine geçti. Siyasetin ve devlet prestijinin önemli bir aracı hâline geldi. Bunun en çarpıcı örneği yine Salah. Çeşitli haberlere göre Erdoğan, Mısırlı yıldız Trabzonspor'la sözleşme imzalamadan önce bu transfere ilgi gösterdi. Cumhurbaşkanı'nın daha önce Beşiktaş ile yürütülen müzakereler bağlamında da Salah'ın durumunu sorduğu ileri sürülüyor. Daha doğrudan bir örnek ise N'Golo Kanté vakası. Fransız oyuncu, 2026 yılı başında Suudi Arabistan'daki Al-İttihad'dan Fenerbahçe'ye geçti. Fransız medyasının haberlerine göre Erdoğan, Suudi Arabistan ziyareti sırasında Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşerek transferin önündeki engelin aşılmasına yardımcı oldu. FIFA da sonunda kulüp değişikliğini onayladı. Türk Futbol Federasyonu, Kanté'nin Şubat 2026'dan itibaren Fenerbahçe'nin oyuncusu olduğunu doğrulıyor. Salah söz konusu olduğunda siyasi boyut çok daha ilginç bir hal alıyor. Mısırlı yıldız, dünyanın en tanınmış Müslüman sporcularından biri. Onun Türkiye'ye transferi Mısır'da büyük yankı uyandırdı. Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi, Salah'ın Mısır'da son derece popüler olduğunu ve bu transferin Türk-Mısır işbirliği açısından önemli bir an olabileceğini söyledi. Mısır Dışişleri Bakanı Badr Abdülatty ise futbolcuya gösterilen sıcak karşılama için Türklere alenen teşekkür ederek iki ülke arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çekti. İşte tam da burada soft power anlatısı başlıyor. Salah'ın transferine ilişkin analizler, Mısırlı ikonun Türkiye'deki varlığının Ankara için Mısır kamuoyuna giden bir "duygusal köprü" işlevi görebileceğine işaret ediyor. Türkiye yıllardır Arap dünyasında nüfuz inşa etmeye çalışıyor; önce diziler, kültür ve turizm aracılığıyla, artık spor yoluyla da. Salah'ın siyasetçi olması gerekmiyor. Milyonlarca Mısırlının artık Türk ligini izlemesi, Trabzon'a ilgi duyması ve idolünü görmek için Türkiye'ye seyahat etmesi yeterli. Türk futbolu Türkiye'nin sınırlarını aşıyor Salah, bu yüzden sıradan bir büyük transferin çok ötesinde. Onun varlığı, Türk futbolunun daha önce ağırlıklı olarak Premier League ya da LaLiga takip eden milyonlarca insanın evine girmesine kapı açıyor. Trabzon bu etkiyi çoktan hissetmeye başladı. Şehir, Mısır ve diğer Arap ülkelerinden daha yoğun bir turist akışı bekliyor. Transfere gösterilen ilgi o denli büyük oldu ki sözleşme imzalama töreni onlarca bin taraftarın önünde düzenlendi. Türkiye'nin Suudi Arabistan ve MLS karşısındaki bir avantajı var: Avrupa futbolunun içinde kalmaya devam ediyor. Türk kulüpleri UEFA organizasyonlarında mücadele ediyor; oyunculara Şampiyonlar Ligi ya da UEFA Avrupa Ligi perspektifi sunabiliyorlar. Üstelik artık Avrupa'nın büyük liglerinin maaşlarıyla giderek daha fazla rekabet edebilir ücretler teklif edebiliyorlar. Bu yaz Türkiye'ye Leão'nun da gelmesi, daha önce Victor Osimhen ve Leroy Sané gibi isimlerin bu ligde forma giymesi tesadüf değil. Salah'ın transferi ise bu dönüşümün boyutunu en çarpıcı şekilde gözler önüne serdi. Türk yayılımcılığı Süper Lig ile sınırlı değil. Haziran 2027'den itibaren Turkish Airlines, Liverpool'un ana sponsoru olacak; Türk ulusal taşıyıcısının logosu erkek, kadın ve akademi takımlarının formalarında yer alacak. Kulüp sözleşmenin bedelini açıklamadı; ancak edinilen bilgilere göre beş yıllık anlaşmanın değerinin 300 milyon sterlin'i aşması bekleniyor. Böylece Türk futbolu iki ayrı cephede aynı anda hareket etmeye başlıyor. Sahada Türkiye, giderek daha büyük isimleri kendi topraklarına çekiyor. Saha dışında ise Türk markaları dünyanın en tanınan stadyumlarında görünürlük kazanıyor. Süper Lig yalnızca Avrupa'nın yıldızlarını kendi bünyesine katmakla yetinmek istemiyor. Bu yıldızlarla birlikte Türkiye'nin küresel konumunun da yükselmesini hedefliyor.
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: wiadomosci.wp.pl · 13.09.2026 17:45:13 · Orijinal habere git →