Cumartesi, 12 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Doğu Akdeniz'in kilit adası Meis: Miçotakis'in ziyareti, Türkiye'nin tepkileri ve KAS karşısında MEB, deniz yetki alanları ve dengeler için mücadele

Meis – Doğu Akdeniz'in Kilit Adası: Miçotakis'in Ziyareti, Türkiye'nin Tepkileri ve MEB, Deniz Yetki Alanları ile Dengeler için Kaş Karşısındaki Mücadele Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kaş'a ilişkin açıklaması da tam bu süreçte geldi; Erdoğan, Türkiye'nin oradan "sesini yükseltmesi" halinde Yunanistan'ın duyacağını söylemişti. Meis, jeopolitik ağırlığı son derece büyük küçük bir ada. Başbakan Kiryakos Miçotakis'in bugün burada bulunması, sınır bölgesine yapılan sıradan bir ziyaret olarak okunamaz. Miçotakis, 11 Eylül 2026 Cuma akşamı adaya ulaşarak Meis'te üç günlük bir ziyaret gerçekleştirmektedir. Ziyaret, adanın kurtuluşunun 83. yıl dönümü kutlamalarıyla eş zamanlı gerçekleşmektedir. Bu, Ankara'nın Doğu Akdeniz'deki taleplerini yeniden etkin biçimde gündeme getirdiği ve Meis çevresindeki deniz yetki alanlarında kimin haklara, yetkilere ve söz hakkına sahip olduğuna dair kendi versiyonunu fiili olarak oluşturmaya çalıştığı bir dönemde yaşanmaktadır. Koşullar son derece gergin. Türkiye, TÜBİTAK MARMARA araştırma gemisi için NAVTEX yayımlayarak Meis'in güneyinde ve güneybatısında 15 Eylül'e kadar bilimsel araştırma yapılacak bir alan tahsis etti. Atina ise karşı-NAVTEX ile yanıt vererek bölgenin bir kısmının Yunanistan'ın potansiyel kıta sahanlığını ilgilendirdiğini ve ilgili denizcilik talimatlarını yayımlamaya yetkili istasyonun Iraklion istasyonu olduğunu savundu. İşte kritik nokta tam da burası. Çatışma yalnızca bir araştırma gemisinin oşinografik ölçüm yapıp yapmadığıyla ilgili değil. Her şeyden önce, söz konusu deniz alanı üzerinde kimin yetkili olduğunu beyan etmesiyle ilgili. Yani, henüz kapsamlı bir MEB ve kıta sahanlığı sınırlandırması gerçekleşmeden kimin fiili olarak hak ve yetki kazanmaya çalıştığıyla ilgili. Meis Haritayı Değiştiriyor Coğrafya, adanın bu anlaşmazlığın merkezinde neden yer aldığını açıklıyor. Meis, Türkiye'nin Kaş ilçesinin yalnızca birkaç kilometre karşısında yer alıyor. Yunan tarafı açısından, yerleşik bir ada olarak Deniz Hukuku uyarınca deniz yetki alanları üzerinde haklara sahip. Türkiye ise tarihsel olarak adanın etkisinin büyüklüğü ve Türk kıyılarına yakınlığı nedeniyle büyük ölçüde kısıtlanması gerektiğini savunmaktadır. Bu farklı yorum bir ayrıntı değildir: Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının tüm sınırlandırmasını etkilemektedir. Meis'in tam veya önemli bir etkiye sahip olması halinde Yunanistan'ın Rodos'tan Kıbrıs bölgesine uzanan deniz haklarının sürekliliğine ilişkin tutumu güçlenmektedir. Ankara'nın talep ettiği gibi bu etki büyük ölçüde kısıtlanırsa, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki talepleri için çok daha fazla alan açılmaktadır. İşte bu nedenle Meis, Türkiye için yalnızca kıyılarının karşısındaki bir Yunan adası değildir. Haritanın genel geometrisini etkileyen nokta odur. Yeni Türk Yapbozunun Parçaları TÜBİTAK MARMARA'nın görevlendirmesi tek başına gelmedi. Öncesinde Türkiye'nin bölgede tek taraflı olarak bir deniz parkı ilan etmesi geldi; Yunan tarafı bu hamlenin Meis'i coğrafi ve siyasi açıdan geri kalan Yunan adalar alanından koparmaya çalıştığını değerlendirmektedir. Aynı zamanda bölgede bir Türk denizaltısının varlığı Atina'da ek endişeye yol açtı; zira bu durum araştırma gemisinin faaliyetiyle zaman açısından çakıştı. Oluşan tablo, kademeli bir Türk stratejisini işaret ediyor: önce haritalar ve deniz parkları, ardından NAVTEX, araştırma faaliyetleri ve askeri varlık. Bu durum, mutlaka sıcak bir olayın hazırlığı olarak değil, bölgeye ilişkin Türk anlayışını pekiştirme çabası olarak okunabilir. Erdoğan'ın Sözleri ve Miçotakis'in Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kaş'a ilişkin açıklaması da tam bu süreçte geldi; Erdoğan, Türkiye'nin oradan "sesini yükseltmesi" halinde Yunanistan'ın duyacağını söylemişti. Bu söz Atina'da büyük yankı uyandırdı; zira Kaş tam olarak Meis'in karşısında yer almaktadır. Bu nedenle Miçotakis'in adada bulunmasının dolaylı bir yanıt olarak da değerlendirilmesi tesadüf değildir. Türk medyası ziyareti "tahrik" olarak sunmaya hemen girişirken, bazı yayınlar Yunan Başbakanı'nın "belki şimdi daha iyi duyacağı" yorumunu alaylı bir dille dile getirdi. Semboller düzeyindeki karşı karşıya geliş açıkça ortadadır. Erdoğan yakınlığı vurgulamak için Kaş'tan konuşuyor; Miçotakis ise birkaç kilometre ötede bizzat Meis'te görünüyor. Asıl Mücadele Sonraki Dönem İçin Yunanistan, Türkiye ile sınırlandırılması gereken tek anlaşmazlığın kıta sahanlığı ve MEB meselesi olduğunu söylemeye devam ediyor. Türkiye ise adaların silahsızlandırılması, "gri bölgeler" ve adaların etkisine dair farklı yorumlarla gündemi sürekli genişletmeye çalışmaktadır. Bu nedenle Miçotakis'in ziyareti ancak tutarlı bir plana dahil edildiğinde gerçek anlam taşıyacaktır: diplomatik hamleler, sahada varlık, uluslararası ittifaklar ve her şeyden önce emrivaki durumların oluşmasının önlenmesi. Asıl mesele Ankara'nın Başbakan'ın Meis'teki bir fotoğrafından rahatsızlık duyup duymayacağı değildir. Asıl mesele, Doğu Akdeniz'de nihai olarak oyunun kurallarını kimin belirleyeceğidir. Zira orada, birkaç onlarca kilometrekarelik kara, yüz binlerce kilometrekarelik denizi etkileyebilir. Ve bu özellik, Meis'i en büyük jeopolitik gölgeye sahip küçük ada yapan şeydir. Uluslararası Hukuk, yürürlükteki uluslararası antlaşmalar çerçevesinde Ege'de tam egemenliğini ve egemenlik haklarını kullanan Yunanistan'ın yanında açıkça yer almaktadır. Türkiye ise Yunan adalarının statüsünü değiştirmeye sistematik ve kışkırtıcı biçimde çalışmakta, asılsız iddialar öne sürmektedir. Türk Kışkırtmaları ve Revizyonizm Ankara, Yunan egemenliğini sorgulamak amacıyla bir dizi hukuka aykırı iddia ve eylem kullanmaktadır: - Silahsızlandırma Yoluyla Egemenliğin Sorgulanması: Doğu Ege adaları üzerindeki Yunan egemenliğini bu adaları silahsızlandırma yükümlülüğüyle hukuka aykırı biçimde ilişkilendirmektedir. - "Mavi Vatan" Doktrini: Yunan kıta sahanlığının ve MEB'inin büyük bölümünü keyfi olarak sahiplenmeye çalışan bir teoridir. - Hukuka Aykırı Türkiye-Libya Mutabakat Muhtırası: Girit, Rodos ve Meis gibi büyük Yunan adalarının coğrafi varlığını tamamen görmezden gelerek bu adalara deniz yetki alanlarındaki haklarını reddeden bir anlaşmadır. - Savaş Tehdidi (Casus Belli): Yunanistan'ın karasularını 12 deniz miline genişletme yönündeki yasal hakkını kullanması halinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin resmi savaş tehdidini içermektedir. Yunan Hakkının Belgelenmesi Yunanistan tutumlarını uluslararası hukukun ve uluslararası normların dokunulmazlığına dayandırmaktadır: - Lozan Antlaşması (1923) ve Paris Antlaşması (1947): Ege adaları ile Onikiadalar üzerindeki Yunan egemenliğini sırasıyla açıkça, kesin ve geri dönülemez biçimde tescil etmektedir. - BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS 1982): UNCLOS'un 121. maddesi, adaların anakaralar gibi karasuları, bitişik bölge, kıta sahanlığı ve MEB'e tam olarak hak kazandığını açıkça düzenlemektedir. - Meşru Müdafaa Hakkı: Adalardaki askeri varlık, mevcut tehdit (casus belli) ve Türkiye'nin Ege Ordusu'nun Anadolu kıyılarında yoğunlaşmasına karşı bir öz savunma tedbiri olarak BM Şartı'nın 51. maddesi kapsamında tam anlamıyla güvence altındadır.
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: newpost.gr · 12.09.2026 09:45:00 · Orijinal habere git →