Cumartesi, 12 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Türk basını sordu: 'Yunanistan savaş durumunda adalar üzerindeki kontrolünü koruyabilir mi?'

Bunlar anaokulundan çıkma iddia ve analizler... İşte Türklerin zihniyeti ve yazdıkları: Haber7'den Mehmet Acet, 2020'deki Doğu Akdeniz gerilimlerinin doruk noktasında Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi'nde savaş riskinin tehlikeli seviyelere ulaştığını yazdı. Gerçek bir savaş ihtimaline karşı hazırlıklar bile yapıldı. Bu süreçte Yunan adaları da benzer hareketliliklere sahne oldu. Varlıklı Yunan vatandaşları, Türkiye'den mümkün olduğunca uzaklaşmak isteyerek yaşadıkları adaları terk edip Yunanistan anakarasına geçmeye başladı. Bunu nereden biliyorum? O dönemde kapanan diyalog kanalları yeniden açıldığında, Yunan hükümetinde görev yapan bir bakan bu konuyu Türk mevkidaşına aktardı ve ben de bu bilgiye böyle ulaştım. Benzer bir savaş ihtimali gündeme gelse aynı şey yine yaşanır. Bunun nedeni, geçerliliğini koruyan şu gerçektir: Bu adaların tamamı, Yunanistan'a kıyasla Türkiye'ye çok daha yakındır. Hatta önemli bir kısmının adeta burnumuzun dibinde olduğu söylenebilir. Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta içinde Bişkek dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken "Yunanistan ile iyi komşuluk temelinde ilerlememiz gerektiğini söylüyoruz" dedikten sonra bu gerçeği yansıtan şu ifadeleri kullandı: "Topraklarımızdan, örneğin Kaş'tan Yunanistan'a sesimizi yükseltseydik, bizi duymazlar mıydı? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı olan taraf bizdik. Buna karşın pek çok durumda iyi niyetimizin karşılığını göremedik." İsrail, Türkiye korkusunu fırsata çeviriyor Yunanistan ile İsrail geçen hafta "Achilles Shield" (Aşil Kalkanı) adını verdikleri bir anlaşma imzaladı. Yunan devletine 3 milyar dolarlık yeni bir kredi anlamına gelen bu anlaşmanın niteliği son derece açıktır. Orta Doğu'da son dönemde Türkiye ile sorunlar yaşayan İsrail, Atina ile bu anlaşmayı imzalayarak Ege'de tehditkâr bir mesaj göndermek istemektedir. Ve elbette bunun arka planında Yunanistan'ın zayıf noktası olan Türkiye korkusunu kendi çıkarına kullanma hedefi de yatmaktadır. Tıpkı Fransa'nın Atina'nın Türkiye korkusunu milyarlarca euroluk silah satışına dönüştürmesi gibi. Erdoğan'dan Atina'ya: Sakinliğimizi zayıflık sanmayın! İsrail ile "Aşil Kalkanı" anlaşmasının hemen ardından Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın Atina'ya giderek Yunan mevkidaşıyla görüştü. Bu görüşmenin niteliği hakkında fikir edinmek için Erdoğan'ın Bişkek dönüşünde Yunanistan'a ilişkin yaptığı açıklamalara bakmak yeterli. Erdoğan bir yandan Yunanistan'ın Ege adalarındaki askeri kapasitesini artırmasına karşı olduğunu dile getirdi; Atina'yı "hatalı yoldan dönmeye" davet ederek "Tarih, ondan ders çıkaranlar için çok, çok iyi bir rehberdir" uyarısında bulundu. Öte yandan aynı açıklamalarda net uyarılar da verdi: "Türkiye'nin sakin ve basiretli tutumunu zayıflık olarak yorumlayanlar, açıkça söylüyorum, ciddi bir hata yapıyor. Yunanistan bu hatalı yoldan dönmeli ve askerden arındırılmış statüdeki adaları silahlandırma politikasından vazgeçmelidir." Gerçek şu ki: Yunanistan, Ege'de Türkiye'ye son derece yakın konumdaki adaları ne kadar silahlandırırsa silahlandırsın, bu adaların coğrafi konumunun dayattığı dezavantajı kendi lehine çevirmek kolay olmayacaktır. Zira atılan bu adımlar, rasyonel önlemlerden ziyade paranoyaya dönüşmüş korkular üzerine inşa edildiğinden, gerçekçi bir caydırıcılık aracı üretmesi de o denli güçtür. Böyle olmasa, bu adaların sakinleri her gergin durumda hükümetlerine ve ordularına güvenmek yerine anakaraya kaçış yolları aramaya kalkışmazlardı.
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: stoxos.gr · 11.09.2026 21:15:00 · Orijinal habere git →