Cuma, 11 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Türk yanlısı medyadan Yunanistan'a sert mesajlar: 'Miçotakis İsrail'in kiralık katili'

Türkiye gazetesi, Recep Tayyip Erdoğan'ın dün bakanlar kurulunun ardından yaptığı açıklamaları Yunanistan'a yönelik açık bir mesaj olarak değerlendiriyor. 'Erdoğan'dan Yunanistan'a Net Mesajlar' başlıklı haberde, Türkiye'nin öz denetiminin zayıflık olarak algılanmaması gerektiğine ilişkin uyarı özellikle öne çıkarılıyor. Gazete aynı zamanda Türk cumhurbaşkanının 'yağmacı tutum' ifadesini de ön plana taşıyor ve bunu bölgesel gelişmelerle ilişkilendiriyor. Erdoğan, 'Türkiye, nereden gelirse gelsin her türlü yağmacı tutuma karşıdır' diyerek İsrail'i ima etti. Açıklamaların sonunda ise mesaj daha da sertleşiyor: Gazete, Erdoğan'ın 'Türkiye ile dost olan kazanır, düşman olan kaybeder' cümlesini özellikle vurguluyor. Türk tarafı, Yunanistan'ın 12 deniz miline ilişkin tutumunu, adaların silahlandırılmasını ve Yunan-İsrail işbirliğini tehlikeli bir bileşim olarak değerlendiriyor. Yeni Şafak: 'Miçotakis kendini kahraman sandı' Yunan Başbakan'a çok daha saldırgan ve aşağılayıcı bir dil kullanan Yeni Şafak'ta köşe yazarı Mehmet Şeker, Kiryakos Miçotakis'in 12 deniz miline ilişkin açıklamasını kişisel bir saldırıya dönüştürüyor. 'Miço kendini kahraman sandı' başlığı, yorumun alaycı ve küçümseyici tonunu başından ortaya koyuyor. Şeker, Miçotakis'i 'aklı başından gitmiş' bir siyasetçi olarak takdim ederek şunları yazıyor: 'Miçotakis kendini kahraman sandı ve coştu.' Daha da aşağılayıcı bir benzetmeye de başvuran yazar, Başbakan'ın 'Yorgo'nun meyhanesinden gece geç vakitler çıkan, bağıra bağıra volta atan bir kabadayı gibi konuşmaya başladığını' ileri sürüyor. Yunan hükümeti yanlısı bu yazıya zemin hazırlayan asıl gelişme, Yunan Başbakan'ın Yunanistan'ın karasularını 12 deniz miline genişletme 'hakkını saklı tuttuğunu' söylemesidir. Türk köşe yazarı bunu alaya alarak şu yorumu yapıyor: 'Öyle ya, saklı tutulmuş. O kadar iyi saklı tutulmuş ki, arayıp da bulamıyorlar.' Yazar bununla kalmıyor; doğrudan tehdit içeren bir ifadeye de yer veriyor: 'Bir de tesadüfen bulurlarsa, resmen kendi yıkımlarını da bulmuş olacaklar.' 'Sabrımızı zayıflık sanma' Yeni Şafak daha sonra 12 deniz mili meselesini Yunan adalarının silahsızlandırılması konusuyla ilişkilendiriyor ve Türkiye'nin 'Yunanistan'ın adalarda yaptığı askeri yığınak ve silah birikimine' tepki gösterdiğini öne sürüyor. Türkiye'nin hareketsizliğini yorumlama biçimi de dikkat çekici: 'Hemen harekete geçmememiz sabrımızdan kaynaklanıyor.' Ardından Yunan tarafını uyarıyor: 'Ama Miço, sabrımızı yanlış okuyor.' Yazar, Miçotakis'in Yunanistan'ın silahlanması için 'kimseden izin istemeyeceği' yönündeki açıklamasıyla da alay ederek meydan okurcasına şunu yazıyor: 'Bir bak bakalım, Miço, bir bak.' Konuyu Yunanistan'ın egemenlik tercihinden adaların statüsüne taşıyan yazar, 1947 Paris Antlaşması'nı gerekçe gösteriyor: '1947 Paris Antlaşması'nda atılan imzalar var. Bu imzalar boşa atılmadı.' Aynı saldırgan çerçevede, 'Yunanistan ile Türkiye arasındaki adalarda asker ve silah bulunmaması şartı var' iddiasını dile getiriyor ve 'mantıksız kafalar yüzünden silahsızlandırılmış statüdeki adaların sorun kaynağı haline geldiğini' savunuyor. 'Aşil'in kalkanına güvenme' Yeni Şafak'ın yorumu, bu kez Yunan mitolojisine ve Atina-Tel Aviv işbirliğine göndermeler içeren daha da iğneleyici ve açıkça tehdit niteliğinde bir ifadeyle son buluyor. Şeker şunları yazıyor: 'Miço'nun ve Yunanistan'ın iyiliği için iki söz daha söyleyelim. İsrail'in sana verdiği havaya kapılıp Aşil'in kalkanına fazla güvenme.' Yazı şu cümleyle son buluyor: 'Biz Aşil'in zayıf noktasını biliriz.'
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: stoxos.gr · 09.09.2026 13:45:00 · Orijinal habere git →