Çarşamba, 9 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Kıbrıs olayının ardından Türkiye'ye mesaj: İsrail Deniz Kuvvetleri deniz kapasitesini geliştireceğini açıkladı

İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Eyal Harel, "Akdeniz ve Kızıldeniz'deki güç dengesini değiştirmeye çalışanlar" olarak nitelendirdiği kesimlere kamuoyu önünde açık uyarılar yöneltti. Harel, "Mesafe hiç kimseye dokunulmazlık sağlamayacak" derken İsrail Genelkurmay Başkanı da İsrail'in önümüzdeki yıllarda deniz askeri kapasitesini genişleteceğini açıkladı. İsrail medyasındaki haberler bu açıklamaları, iki ülke arasındaki gerilimin tırmanması ve Kıbrıs açıklarında yaşanan deniz olayının hemen ardından Türkiye'ye yönelik doğrudan ve açık bir mesaj olarak değerlendirdi. Deniz kapasitesinin geliştirilmesi İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail'in önümüzdeki yıllarda deniz askeri kapasitesini genişleteceğini açıklayarak yeni deniz, kara ve hava robotik sistemlerinin geliştirildiğini ortaya koydu. Zamir, ordunun bu alanda küresel lider olmayı hedeflediğini vurguladı. Zamir, Salı günü düzenlenen İsrail Deniz Kuvvetleri subay mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, ordunun "önümüzdeki yıllarda denizdeki üstünlüğümüzü güvence altına almak" amacıyla deniz sahasına odaklandığını belirtti. Türkiye'ye yönelik mesaj Times of Israel gazetesi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Eyal Harel'in aynı törende yaptığı açıklamaları "Türkiye'ye yönelik olduğu anlaşılan bir mesaj" olarak nitelendirerek haberleştirdi. Gazete, Harel'in şu sözlerine yer verdi: "İsrail, Akdeniz ve Kızıldeniz'deki güç dengesini değiştirmeye çalışanların deniz alanındaki hareket özgürlüğüne yönelik hiçbir tehdide izin vermeyecek." Harel ayrıca "Yeni deniz sahasında artık uzak cephe diye bir şey kalmadı" dedi. Harel şöyle devam etti: "İsrail'e deniz ve uzak sahalardan meydan okumaya çalışan herkese buradan şunu söylüyorum: Mesafe, bize zarar vermeye çalışan hiç kimseye dokunulmazlık sağlamayacak. Deniz Kuvvetleri, İsrail Devleti'nin ve İsrail Ordusu'nun gücünü binlerce kilometre öteden meydan okumaya kalkışanlara ulaştırmak için kuruldu." Harel açıklamasını şöyle tamamladı: "Akdeniz ve Kızıldeniz'deki güç dengesini değiştirmeye çalışanlara şunu belirtiyorum: Deniz Kuvvetleri, İsrail Devleti'nin deniz sahasındaki hareket özgürlüğünü ya da stratejik çıkarlarını tehdit eden bir durumu kabul etmeyecek. Sorumluluğumuzu ve görevimizi eksiksiz yerine getirmek için orada ve başka her yerde, açıkça ve gizlice hazır bulunacağız." Kıbrıs açıklarındaki olay İsrail'in Kanal 12'sinde yayımlanan askeri analist Nir Dvori'nin haberine göre Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Harel, törende alışılagelen selamlama konuşmasından saparak sert ve örtülü bir tehdit yöneltti. Dvori, Harel'in belirli isimler vermediğini, ancak güvenlik kurumunun bağlamın farkında olduğunu aktardı. Harel'in açıklamaları, İsrail ile Türkiye arasında yaşanan bir dizi rahatsız edici deniz olayının gölgesinde geldi; bunların en ciddisi ise yakın zamanda yaşandı. Ayrıntılara göre Dvori, Yunanistan ve Kıbrıs ile yürütülen iş birliği kapsamında Kıbrıs yakınlarında seyreden bir İsrail füze gemisinin deniz muharebesinin eşiğine geldiğini ortaya koydu. Dört Türk destroyerinin Kıbrıs kanalında hızla İsrail gemisine yaklaşarak yüz metre mesafeye kadar geldiği belirtildi. Türklerin iletişimi net biçimde kesmesiyle son bulan bu olay, ciddi bir gerilim yarattı. İsrailli analistin aktarımına göre bu "sürtüşme", İsrail'in algısını köklü biçimde değiştirdi; Türkiye artık gerçek bir rakip olma kapasitesine sahip düşman bir devlet olarak tanımlanıyor. Dvori, Tuğamiral Harel'in iç toplantılarda "Önümüzdeki yıllarda yalnızca Suriye'de değil, Türkiye'ye karşı da bir çatışmanın içinde bulunabiliriz" dediğini de aktardı. Mavi Vatan doktrini Dvori'ye göre Deniz Kuvvetleri komutanının açıklamaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yunanistan ve Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölge sınırlarına meydan okumayı, ihtilaflı bölgelerdeki enerji aramalarını desteklemeyi ve Kızıldeniz ile Suriye kıyılarına kadar nüfuz alanını genişletmeyi öngören "iddialı ve saldırgan" deniz gücü projeksiyonu planı olarak nitelendirdiği "Mavi Vatan" doktrini çerçevesinde değerlendirilmeli. Bu gerilim, deniz askeri kapasiteleri arasındaki büyük dengesizlik nedeniyle İsrail için karmaşık bir meydan okuma oluşturuyor. Türk Deniz Kuvvetleri yaklaşık 50 bin personelden oluşuyor; envanterinde 12 denizaltı (6 tanesi yapım aşamasında), 17 fırkateyn, 9 korvet, insansız hava aracı gemisi ve onlarca başka gemi bulunuyor. Buna karşın İsrail Deniz Kuvvetleri, yüksek kapasiteli ancak çok daha küçük bir güçten oluşuyor; envanter yaklaşık 15 destroyer, 6 denizaltı ve 37 denizaltı karşıtı savaş gemisini kapsıyor. Türkiye-İsrail gerginliği Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun aşırı sağcı hükümetinin politikalarını, Gazze'deki soykırım savaşını ve bunun bölgesel istikrara yansımalarını defalarca eleştirmesinin ardından iki ülke arasındaki gerilim yoğunlaştı. Gerilim, geçen yıl 18 Ağustos'ta İsrail'in kuzeybatı Suriye'deki Ebu Zuhur askeri havalimanını hava saldırısıyla vurmasıyla yeni bir boyut kazandı. İsrail, bu saldırının mevcut güvenlik dengesinde değişiklik olarak nitelendirdiği durumu engellemek amacıyla gerçekleştirildiğini açıkladı; bu adım, Türkiye'nin söz konusu üsteki askeri varlığını genişletmeye niyetlendiğine dair istihbarata dayanıyordu. İsrail kaynaklarına göre saldırı, Türk kuvvetleri bölgeye ulaşmadan havalimanı altyapısını hedef aldı. Ankara ise havalimanında herhangi bir Türk kuvvetinin ya da askeri heyetinin bulunmadığını reddetti ve Şam'la yürütülen iş birliğinin Suriye devletinin kapasitesini destekleme, güvenlik ile istikrarı güçlendirme çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: aljazeera.net · 09.09.2026 01:00:00 · Orijinal habere git →