Pazartesi, 7 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

"Aşil'in Kalkanı", Miçotakis'in Mısır ziyareti ve Lübnan ilişkileri

Yunan-İsrail "Aşil'in Kalkanı" anlaşması, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki tüm güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği, eski dengelerin değiştiği ve yeni ittifakların belirgin bir savunma içeriği kazandığı bir dönemde hayata geçirilmektedir. Gelişmiş İsrail balistik ve hava savunma sistemleri, Ege'nin "Demir Kubbe"sini oluşturacak; ancak anlaşmanın askeri ve operasyonel boyutunun yanı sıra jeopolitik bir önemi de bulunmaktadır. Nitekim Benyamin Netanyahu'nun bizzat bu anlaşmayı, geçen on yılda İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs arasında kurulan Doğu Akdeniz ittifakıyla ilişkilendirmesi de bundandır. ABD ve İsrail'in İran ile yaşadığı savaş ile Lübnan ve Suriye'deki çatışmalar bölgesel ortamı köklü biçimde değiştirdi. İsrail askeri açıdan güçlenmiş görünürken Türkiye bölgesel nüfuzunu koruma çabası içindedir. Bu ortamda Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da bu çerçevede okumak gerekmektedir. Söz konusu anlaşma, karşılıklı savunma yardımı maddesi de dahil olmak üzere oldukça ileri bir yapılanmayı öngörmekte olup İstanbul'daki yetkili komitenin ilk toplantısı, kurumsal ve operasyonel bir derinlik kazanma çabasını açıkça ortaya koymuştur. Resmi olarak belirli bir devlete karşı yönlendirilmemiş olsa da Mekke anlaşması, bölgesel dengelerdeki değişimden ve Türkiye'nin konumunu güçlendirme çabasından bağımsız düşünülemez. Yunanistan'ın bölgesel anlaşmaları Yunanistan, son yıllarda İsrail ile geliştirdiği bölgesel ittifaklara bağlılığını korumaktadır. "Aşil'in Kalkanı", bu yeni aşamanın ilk büyük somut tezahürü olup Yunan hava savunmasının kritik bir bölümü önümüzdeki on yıllar boyunca İsrail teknolojisi ve uzmanlığına bağlanmaktadır. Son beş yılda Yunanistan, İsrail ile toplam yaklaşık 6 milyar euroya ulaşan silah alımı programları kapsamında bir dizi anlaşmaya imza attı. Yunan hükümeti aynı zamanda Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan ile stratejik ilişkilerini de güçlendirmektedir. Miçotakis Mısır'da Başbakan Kiryakos Miçotakis'in önümüzdeki Salı günü Mısır hükümetinin düzenlediği uluslararası hava gösterisi vesilesiyle El Alamein'de bulunması beklenmektedir. Miçotakis, Mısır Cumhurbaşkanı el-Sisi ile görüşecek; Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in de toplantıda hazır bulunması kuvvetle muhtemel. Görüşmelerin gündeminde Mekke Anlaşması'nın değerlendirilmesi, Türkiye'nin hamleleri ve Orta Doğu'daki son gelişmeler ağırlıklı yer tutacak. Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs ile stratejik ilişkisini sürdürürken Türkiye ile ilişkilerini büyük ölçüde normalleştirdi ve Mekke Anlaşması'na olası bir gelecek katılımın parametrelerini değerlendirmektedir. Kahire'nin özel bir taraf seçmesi güçtür; ancak tutumu belirleyici olabilir. Lübnan'da Yunan izi Öte yandan Yunan hükümeti, Fransa ve İsrail ile kurduğu stratejik ilişkiyi rehber alarak Suriye ve Lübnan'daki jeopolitik varlığını sürekli olarak genişletmeye çalışmaktadır. Ağustos sonunda Beyrut'a 13 zırhlı M113 taşıyıcı ve on askeri araçtan oluşan ikinci bir Yunan askeri malzemesi partisi teslim edildi. Hizbullah'ın zayıflaması ve devlet kurumlarının güçlendirilme çabaları Lübnan silahlı kuvvetlerinin rolünü ön plana çıkardığından Atina, desteğini sürdürmeye hazır olduğunu açıkladı. Yunan-Türk ilişkileri Yeni dengelerin ve ittifakların şekillenmesi kuşkusuz Yunan-Türk ilişkilerinin seyrini de etkilemektedir. Yunanistan'ın İsrail ve Mısır ile kurduğu çok yönlü ittifaklar Ankara'nın tepkisine yol açmaktadır. Hakan Fidan, İsrail-Yunanistan-Kıbrıs işbirliğini Akdeniz'de bir "güvenlik ittifakı" olarak nitelendirip amacının bilindiğini öne sürmüş; daha önceki bir açıklamasında ise daha fazla güvensizlik, sorunlar ve "savaş"tan söz etmişti. Böylece bir şüphe kısır döngüsü oluşmaktadır. Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'deki talepleri Atina'da endişe yarattıkça İsrail ile daha derin işbirliğine yönelik güdü güçlenmekte; bu ilişki askeri ve jeopolitik derinlik kazandıkça da Ankara onu kendi hareket alanını kısıtlayan bölgesel bir planlama unsuru olarak görmektedir. Bu algı Yunan-Türk ilişkileri açısından önem taşımakla birlikte, üçlü işbirliğinin Türkiye karşıtı bir askeri ittifak oluşturduğu anlamına gelmemektedir. Recep Tayyip Erdoğan'ın Yunan-İsrail anlaşmasının ardından Yunan adalarının silahsızlandırılması meselesini yeniden gündeme getirmesi, Türkiye-İsrail ilişkileri ile Yunan-Türk ilişkilerinin birbirinden tamamen bağımsız ele alınmasının giderek güçleştiğini göstermektedir. Atina ise stratejik ilişkisinin İsrail ile üçüncü taraflara yönelik olmadığını savunmaktadır. Kalın'ın gizli ziyareti Bu arka planda, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Atina ziyareti ve EYP (Yunan İstihbarat Servisi) Başkanı Themistoklis Demir ile görüşmesi ayrı bir önem kazanmaktadır. Gündemde ikili ilişkiler ve Türkiye-İsrail gerilimi, Suriye ile Libya dahil bölgesel gelişmeler yer aldı. Yunan tarafı, Kalın'ın bir ültimatom iletmediğini açıkladı; görüşme ise kritik iletişim kanallarının açık kaldığına işaret etmektedir. Bu kanalların işlevselliği sahada bir kez daha sınanacak; özellikle Yunanistan-Kıbrıs-İsrail elektrik bağlantı projesinin yeniden başlatılması halinde bu sınav daha da belirginleşecektir.
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: efsyn.gr · 06.09.2026 20:09:40 · Orijinal habere git →