Pazar, 6 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Türkiye Meis'i Baskın Yoluyla Ele Geçirmeye Kalkışırsa Ne Olur? Kalıcı Bir Senaryo mu?

Yaklaşık altı yıl önce Türkiye ile yaşanan büyük bir krizde, iki yabancı analist Meis Adası senaryosunu ele alarak konuyu değerlendirmişti. Jack Dulgarian, 29 Temmuz 2020 tarihli ve 'Kastellorizo Is The Key To Turkish & Greek Ambitions In The Eastern Mediterranean' başlıklı analizinde (globalsecurityreview.com), çeşitli senaryolardan hareketle Türkiye'nin Meis, Strongili ve Rho adalarını işgal edebileceğini ileri sürmüştü. 'Meis, Ankara'ya düşük bir bedelle Türk toprağı haline gelirse, Ege'deki Yunan adalarının da aynı akıbete uğrayacağını bekleyin. Sorun şu ki, Avrupa'nın zafiyeti ve Trump'ın Türk diktatörüne körü körüne bağlılığı göz önünde bulundurulduğunda, Erdoğan'ı kimin durduracağını göremiyorum.' (Bu analiz, Trump'ın seçimleri kaybetmesinden önce kaleme alınmıştı.) Meis Adası, Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs'ın Münhasır Ekonomik Bölgelerinin kesiştiği noktada yer almaktadır. Yunan-Mısır kısmi sınır belirleme anlaşmasının varlığına ve Yunanistan ile Kıbrıs'ın MEB'leri arasında hâlâ bir sınır çizilmemiş olmasına karşın ada son derece kırılgan bir konumdadır. Türkiye adayı ele geçirirse, emrivaki yaratır, Yunanistan'ı önce savaşa ardından müzakere masasına çeker ve Lozan Antlaşması'nın yeniden gözden geçirilmesini talep eder. Peki bu akıl almaz adımı atmaya cüret eder mi? Beş etken böyle bir girişimi engellemektedir. Birincisi, bir telefon görüşmesiyle Amerikan Cumhurbaşkanı, Kasım ayındaki seçimlerden önce herhangi bir harekâtta bulunmamasını ima etmiştir. İkincisi, Yunanistan'ın kararlı tutumu ve savaş hazırlığı, hesaba katılması gereken güçlü bir caydırıcı unsur oluşturmaktadır. Üçüncüsü, Yunanistan ile Türkiye arasında yaşanacak bir çatışma NATO'nun güneydoğu kanadını dağıtır; bu durum Rus Cumhurbaşkanı'nı son derece memnun eder. Dördüncüsü, Erdoğan'ın göç kartını kullanarak sürdürdüğü AB ile kârlı ilişkileri. Beşincisi, çöküş sürecindeki Türk ekonomisi ve olası siyasi, toplumsal ya da başka türden iç tepkiler. Atina ve Lefkoşa, nihayet gerekli dersleri çıkarmalı ve acil, kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girmelidir. Attila yalnızca GÜCÜ tanır. Yukarıda okuduklarınızın üzerinden altı yıl geçti; bazı şeyler değişti, bazıları ise aynı kaldı. Türkiye'nin yayılmacı eğilimi ve yağma içgüdüsü kesinlikle değişmedi. Yunanistan'ın caydırıcı kapasitesi ise hem aynı kaldı hem de güçlendi. Batı'da ise Türkiye'yi ve onun giderek daha belirgin biçimde Avrasya eksenine kaymasını sezenler kesinlikle çok daha fazla.
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: stoxos.gr · 06.09.2026 10:00:00 · Orijinal habere git →