Pazar, 6 Eylül 2026İnsansız dış-basın haber fabrikası — geliştirme sürümü

Globalde Türkiye

Dünya Türkiye hakkında ne konuşuyor?

Erdoğan, Ankara'nın jeopolitik denge politikasını daha fazla nüfuza dönüştürmeyi hedefliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan'da gerçekleştirilen Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi'nin ardından TVNET Ekonomi Müdürü Semra Karabaş'ın da aralarında bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye'nin Şangay İşbirliği Örgütü'ne olası üyeliği konusunda Erdoğan şunları söyledi: "Artık herkes görüyor ki Çin'den Orta Asya'ya, Rusya'dan Güney Asya'ya uzanan geniş coğrafya, Türkiye için büyük ticari ve ekonomik fırsatlar sunmaktadır. Önümüzdeki dönemde Şangay İşbirliği Örgütü ile ilişkileri daha ileri seviyelere taşımak da bizim açımızdan mümkündür. Özellikle şunu vurgulamak istiyorum: Türkiye'nin örgüte üyelik perspektifi, hiçbir şekilde bir bloktan kopuş ya da Batı'ya sırt çevirme anlamına gelmemektedir. Hedefimiz, 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır." "Terörden Arındırılmış Türkiye" süreci kapsamında kabul edilen "çerçeve yasa" ve örgütün silah bırakmasına ilişkin soruya Erdoğan şu yanıtı verdi: "Bu tür süreçlerde belirli bir zaman dilimi ortaya koymak, başka bir deyişle takvim oluşturmak veya süreci programlamak mümkün değildir. Terörden Arındırılmış Türkiye sürecine bir takvim meselesi olarak değil, bir hedefe ulaşma meselesi olarak bakıyoruz. Yaklaşımımız bu yönde olacak. Elbette devlet olarak bir yol haritamız, planımız ve takvimimiz var. İlgili kurumlarımız süreç üzerinde koordineli biçimde çalışmalarını sürdürüyor." "Bugün geldiğimiz noktada, Meclis'imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemli ve son derece değerlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında kurulan izleme komisyonu, yasanın tanımladığı görevler çerçevesinde atılacak adımları planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulamaya geçebilmesi için örgütün fiilen silah bırakması ve dağıtılması gerekmektedir. Bunun tespit ve doğrulama prosedürleri de bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir." "Süreç, tüm boyutlarıyla dar parametrelerle sınırlandırılmamıştır. Bu konuda belirli bir esneklik de söz konusudur. Meseleye devletin ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörden Arındırılmış Türkiye'ye desteğini ortaya koymuştur. Provokasyona bu denli açık süreçlerin fazla uzamasına izin verilmemelidir. Bu noktada Meclis Başkanımız ile Grup Başkanvekillerimiz azami hassasiyeti göstermekte; biz de bu kararlılıkla yolumuza devam etmekteyiz." İç cephenin güçlendirilmesi ve DEM Parti'den zaman zaman yükselen farklı seslere ilişkin soruya Erdoğan şöyle yanıt verdi: "Meseleye dar bir perspektiften bakamayız. Samimi olmak zorundayız. Sorumlu olmak zorundayız. Sağduyulu olmak zorundayız. Kardeşliğimizi korumak zorundayız. Meseleye en geniş perspektiften yaklaşıyor ve hedefimize bu şekilde odaklanıyoruz. Milletimizin kardeşliğine zarar veren, toplumsal uyumu zedeleyen ya da geçmişte terörün yarattığı fay hatlarını yeniden harekete geçirecek her türlü yaklaşıma tahammülümüz yoktur." "Siyasi kimliği olan kişilerin zaman zaman aşırı açıklamalar yapması söz konusu olabilir. Süreci zehirlemek amacıyla bu tür açıklamalar yapanlar da olabilir. Şunu herkes bilsin: Toplumsal uyuma hizmet etmeyen her açıklama kaosa katkı sağlar ve başka bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür kışkırtmalara karşı bir direnç geliştirdiğine inanıyorum. Milletimiz bu sürecin temellerini attı ve o temeller yerleşti. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları ortadan kaldırmak anlamına gelmiyor. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye'nin ortak paydasında buluşacağız. Buna 'Büyük Türkiye Mutabakatı' diyoruz. Bunu unutmayalım. Nereye varacağımızı bilerek, ne yaptığımızın farkında olarak bu yolda ilerliyoruz." Mekke İttifakı'na sessiz tepkiler Mekke İttifakı kapsamında İstanbul'da gerçekleştirilen ilk bakanlar toplantısına ilişkin Erdoğan şunları söyledi: "İstanbul'da yapılan toplantı son derece önemliydi. Somut adımların bir an önce atılması gerektiği yönündeki yaklaşımımız doğrultusunda, teknik düzeyde ele alınması gereken konuları belirledik. Her şeyden önce bir sekretarya kurulması ve hayata geçirilmesi gerekiyor. Askeri ve siyasi konuların da burada ele alınması şart. Savunma sanayii önemli bir iş birliği alanı. Bunun yanı sıra askeri operasyonel iş birliği kapsamında askeri eğitim, askeri standardizasyon, askeri tehditler ile kapasite ve kaynak paylaşımı gibi konular da ele alındı. Bu meselelerin ne zaman ve nasıl hayata geçirileceğine dair kararlar alındı. Bu ittifaka açıkça tepki gösteren çok az sayıda ülke var; ancak sessiz sedasız tepki duyanlar da mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki denge, birçok aktörün bu ittifakı açıkça eleştirmesini güçleştiriyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek yolumuza devam edeceğiz." Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin soruya Erdoğan şu yanıtı verdi: "Görüşme son derece samimi bir atmosferde geçti. Türkiye, bölgemizdeki çatışmalara barışçıl çözümler bulma konusunda aktif rol üstleniyor. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla sona ermesi, hem bizim hem de Sayın Putin'in ortak beklentisidir. Rusya ile Ukrayna arasında bu coğrafyada en kısa sürede bir barış sürecinin başlamasını ve bölgede barışın hâkim olmasını istiyoruz. Bu savaşın bölgemize, dünyaya ve taraflara hayırlı bir sonuç doğurmadığı açıktır. Peki Putin bundan mutlu mu? Değil. O da bu meselenin bir an önce hayırlı bir sonuca kavuşmasını bekliyor. Sayın Putin'e barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu ilettik. Barışın değil, savaşın hâkim olacağı bir gerçeklik var önümüzde. Bu barışın sağlanması için her türlü çabayı göstermeye hazırız." Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi ve S-400 sistemlerinin üçüncü bir ülkeye transferi konularının Putin ile olan görüşmede ele alınıp alınmadığına ilişkin soruya Erdoğan şu yanıtı verdi: "Sayın Putin ile ikili gündemimizde yer alan tüm konuları ele aldık. Bildiğiniz üzere Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi ve bu program kapsamında önemli katkılar sağladı. Türkiye'nin programa yeniden katılımına yönelik görüşmelerimiz de sürmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla birlikte bu meselenin geride kalacağına inanıyoruz. Tüm bu diplomatik çabaları sürdürürken KAAN'dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine, Türkiye'nin seçeneklerini artırıyoruz. Güçlü bir Türkiye'nin görünümü budur. Güçlü Türkiye'nin yol haritası da budur." Yunanistan'ın askerden arındırılmış statüdeki adaları silahlandırmayı sürdürmesi hâlinde Türkiye'nin nasıl bir tutum sergileyeceğine ilişkin soruya Erdoğan şöyle yanıt verdi: "Ne yapmalıyız? Sorumluluğumuz nedir? Gerekenin yapılmasıdır. Yunanistan ile iyi komşuluk ilişkileri temelinde ilerlemeyi istediğimizi söylüyoruz. Anakaradan, mesela Kaş'tan Yunanistan'a sesimizi yükselttiğimizde duyulur değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı taraf biz olduk. Çoğu zaman ise iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Yunanistan artık şunu anlamalıdır: Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü yok, ancak haklarının çiğnenmesine de izin vermeyecektir. Uluslararası anlaşmaları yok saymak ve ihlal etmek hiç kimseye yarar sağlamaz. Türkiye'nin sakin ve sağduyulu tutumunu zayıflık olarak yorumlayan varsa, açıkça söylüyorum: Büyük bir hata yapıyorlar. Yunanistan bu yanlış yoldan dönmeli ve askerden arındırılmış statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, derslerini çıkaranlar için çok ama çok iyi bir rehberdir. Bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmayı sürdüreceğiz." YPG-PYD'nin Suriye'deki yapılanmasının feshedilmesi kararına ilişkin Erdoğan şunları söyledi: "Açıkçası, kardeş Suriye halkı adına açıklanan karardan memnuniyet duydum. Kararı ve entegrasyon sürecini olumlu değerlendiriyoruz. Hem Suriye tarafı hem de Suriye ile çok uzun bir sınırı bulunan komşu ülke olarak Türkiye, kararın sahada hayata geçirilmesini yakından izliyoruz. Suriye'nin tüm bileşenleriyle birlikte bir ve bütün kalmasını en çok isteyen ülke biziz. Bu durum, Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite inşası açısından son derece önemlidir. Bu amaçla Suriyeli kardeşlerimizin her zaman yanında olduk, bundan böyle de yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Allah'ın yardımıyla zorlu süreçleri başarıyla yönetmiş ve bunu sürdürmektedir. Hem entegrasyon sürecine hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlara ilişkin umutlarımız tamdır. Bu sürecin yalnızca Türkiye ve Suriye için değil, tüm bölge için yeni bir dönemin kapılarını aralayacağına inanıyorum. Terör sayfası artık kapanmalı; silah ve şiddet çağı artık sona ermeli." Amerika Birleşik Devletleri'nin son dönemde Suriye'nin toprak bütünlüğünü vurgulaması hatırlatıldığında Erdoğan şu yanıtı verdi: "Türkiye olarak Suriye hakkında dün ne diyorsak bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye'nin terör örgütlerinin at koşturduğu bir alana dönüşemeyeceğini ve oradaki istikrarsızlığın tüm bölgeye yayılabileceğini söyledik; sonunda haklı çıktık. Anlaşılan Amerika Birleşik Devletleri de Suriye'deki gerçeklerin artık farkına varmış. Suriye halkı çok ağır bir bedel ödedi, ama vatanı için ayağa kalktı. Şimdi Suriye'nin tamamını yeniden inşa etmek için çalışıyorlar. Tüm komşu ülkeleri ve Suriye'ye dost ülkeleri Suriye'nin yeniden imarına ve yapılanmasına katkı sağlamaya davet ediyorum. Suriye'deki durum, vizyonumuzun ne denli isabetli ve Suriye politikamızın ne denli gerçekçi olduğunu da gözler önüne sermektedir. Provokasyonlarla mücadele meselesi de önemlidir. Suriye'nin iç barışını baltalamaya çalışanlara alan açılmaması şarttır. Suriye'de istikrara giden yol, fitne tohumlarının temizlenmesinden geçmektedir."
Bu içerik dış basından alınmıştır; derleme, çeviri ve özetleme otonom olarak yapılır. Özgün metin için kaynağa gidin. Kaynak: azernews.az · 03.09.2026 19:20:00 · Orijinal habere git →